FranklinCovey Türkiye olarak Türkiye’deki bilinçdışı ön yargıları anlamak için gerçekleştirdiğimiz araştırmamızın sonucuna göre, şirketlerin kapsayıcılık ve eşitlik yönünde yaptığı çalışmalar çalışanlar tarafından yetersiz görülüyor. Katılımcıların %60’ı ise iş yerinde çalışanlara karşı “fırsat eşitliği” sağlandığına inanmıyor.

Ön yargı paradigmalarımızın içinde önemli yer tutan bir konudur. Ön yargı; bir kimseyle veya bir şeyle ilgili olarak, belirli bir olaya, duruma ya da görmeye dayanan, önceden edinilmiş olumlu ya da olumsuz yargıdır. Her ön yargı bilinçle verilmez bazen çok kısa bir anda bilinçdışı şekilde ön yargılarda bulunuruz. Bir kişiyi gördüğümüz anda notunu vermek buna bir örnektir.

Bilinçdışı Ön Yargılarınızın Farkında Mısınız?

FranklinCovey Türkiye olarak, Türkiye’deki bilinçdışı ön yargıları anlamak için bir araştırma yapmaya karar verdik. Kişisel gelişim veya bizden talep edilen her türlü kültür yaratma projesinin altında yatan en büyük zorluk kişilerin sahip olduğu ön yargılar olduğu için ülkemizdeki beyaz yakalı çalışanların ayırımcılık konusundaki bakış açısını anlamak bizim için önemli idi.

54 sektörün ve 247 kişinin katıldığı araştırmamızda sektörlerin bağımsız bilinçdışı ön yargılarına ve iş dünyasının ayrımcılık konusundaki algısına odaklandık.

Çalışma hayatının içinde aktif görev alan ve yaşları 30-50 yaş arası olan kişilerin toplamı araştırmaya katılanların yüzde 88’ini oluşturdu. 20-29 yaş grubunun katılım oranı ise yüzde 8,5 idi. Geriye kalan yüzde 3,5 olan kısım ise 50 yaş üzeri katılımcılardan oluşuyor. İş dünyasının içinde bu konuda görüş verecek yeterlilikte deneyim yılına sahip katılımcılar kendilerinin veya yakınlarının yaşadığı ayırımcılıkları değerlendirdiler.

51 ayrı unvana sahip katılımcılar Türkiye için geniş yelpazeli bir örneklem grubu oluşturuyor. Kadın erken dağılımının 56’sını kadın katılımcılarımız oluşturmaktadır. Bu da araştırma için oldukça dengeli bir dağılım olduğunu gösteriyor diyebiliriz. Katılımcı grubunun yüzde 96’sı üniversite ve üstü bir öğrenim düzeyine sahip. Katılımcıların yüzde 45’i 500 kişiden fazla çalışanı olan kurumlarda görev almaktadır.

Katılımcıların yüzde 60’ı iş yerinde çalışanlara karşı “fırsat eşitliği” sağlandığına inanmıyor. Türkiye’de iş dünyasındaki çeşitlilik ve kapsayıcılık konusundaki gelişim alanlarını çoklu seçim olarak sorduğumuzda; ilk sırada karşımıza cinsiyet ayırımı geliyor, bunu hemen dünya görüşü nedeniyle yaşanan ayırımcılık takip ediyor.  Sonrasında sırayla; yaş, eğitim durumu ve engelli olma nedeniyle yaşanan eşitsizlik takip ediyor.

Katılımcıların bir kısmı bazı şirketlerin başlattığı cinsiyet eşitliği çalışmalarının umut verici olduğunu söylese de genel yaklaşım henüz bu konuda gelişim alanının büyük olduğu yönünde.

Katılımcıların sadece yüzde 30’u şirketlerinde ayrımcılık konusunun stratejik önemde olduğunu söylüyor. Yüzde 70’lik kısım bu konunun şirketleri tarafından stratejik öncelikler içinde olmadığı yönde görüş bildiriyor. Bu çalışmayı yapan şirketlerin yüzde 50 oranında ele aldığı konunun ise cinsiyet eşitliği konusu olduğunun altı çiziliyor.

Bütün bu bulgulardan ortaya çıkan sonuç ise; kapsayıcılık ve eşitlik yönünde Türkiye’de iş dünyasında yapılan çalışmaların fark edilmesine rağmen yeterli algılanmaması ve daha kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğidir. İlgili konuların şirket stratejilerinin bir parçası olmaması sahiplenmenin önündeki en büyük engel olarak görülebilir. Üst yönetimin odağında olduğu şirketlerde bu konudaki icraatlarsa daha fazla güven oluşturmaktadır.  Bütün bu rakamlar topluca ele alındığında iş dünyasında çalışanlar Türkiye’de kapsayıcılık ve fırsat eşitliği konusunda ciddi büyük boşluk görmektedir. 

Raporun tamamı için tıklayın!