Ön yargı, karmaşık bir kelime olarak algılanabilir. İnsanlar ön yargıyı farklılıklara müsama göstermeme, farklı dünya görüşe sahip insanları zor kabullenme, ayrımcılık veya cinsiyetçilikle birleştirirler. Ancak ön yargı, görünüşte, doğası gereği iyi ya da kötü değildir. En basit ifadeyle, ön yargılarımız seçimlerimizdir.

Bilinçdışı ön yargı ile ilgili doğru bilinen iki yanlışı anlamak, ön yargıyı fark edip daha iyi yönetmek için önemli rol oynamaktadır.

  1. Yanlış: Ön yargı, doğası gereği olumsuzdur.

Ön yargının doğası gereği olumsuz olduğunu ve yalnızca iyi olmayan insanların sahip olduğunu düşünürsek, bilinçdışı ön yargılarımızı ortaya çıkartmak için farkındalığımızı artırmaktan vazgeçebiliriz. Duvarlar örebiliriz. Örn; “Ben oraya gitmiyorum, çünkü iyi bir insanım” gibi bir düşünceye kapılabilir veya “İnsanlara adil davranmaya çalışıyorum” gibi savunmalar gerçekleştirebiliriz.

Hepimizin bir takım ön yargılara sahip olduğunun farkına varırsak, iki karşıt fikri birleştirebiliriz. Bu iki karşıt fikir ön yargımıza rağmen yine de iyi bir insan olabileceğimiz gerçeğidir. Diğer tüm insanlarla beraber yaşayabilir ve ilerlemek için birlikte güzel sonuçlar alabiliriz.

İş yerinde amacımız, insanların tercihlerini değiştirmek yerine bu tercihlerin etkisi hakkında düşünmelerini ve herkesin bağlı, değer verildiğini ve saygı duyulduğunu hissettiği kapsayıcı bir çalışma ortamı yaratacak şekilde davranmalarını sağlamaktır.

  1. Yanlış: Ön yargı beynimizin çalışma biçiminin doğal sonucudur ve bu konuda yapabileceklerim ne yazık ki kısıtlıdır.

Ön yargının doğal olduğunu ve ön yargıların sizi kötü bir insan yapmayacağını anladıktan sonra, onları fark edip yönetebiliriz.

Ancak nörobilim bize, nöroplastisite yoluyla bilinçdışı ön yargımızı azaltabileceğimizi öğretir. Bir ön yargıyı fark ettikten ve etkisini anladıktan sonra, yeni yollar yaratırız, kendimize farklı şekilde düşünmeyi ve davranmayı öğretebiliriz. Örn; Bir liderin belirli bir ekip üyesinin tembel olduğuna dair bir ön yargısı varsa, ona göre davranır değil mi? Bu davranış, bazı koşullar yaratır ve o ekip üyesi iyi bir katkı yaratamayabilir. Liderin algısı doğrulanır ve döngü devam eder. Liderin ön yargısı, kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet haline dönüverir.

Nöroplastisite yoluyla bu ön yargı kesilebilir. Bu lider ekip üyesini destekleyip, ona önemli sorumluluklar verip ona güvendiğini belirtirse o kişinin daha iyi sonuçlara ulaşması içten bile değildir.

Bilinçli şekilde ön yargılarımızı fark edip onları yönetmeye çalıştığımızda büyüme ve değişim için önemli adımlar atılabilir mi? Sizce?

Kaynak:

https://resources.franklincovey.com/unconscious-bias/2-common-myths-about-unconscious-bias

 

Alper Arıduru

FranklinCovey Türkiye Liderlik Uygulama Lideri & Fasilitatör