Dijital dönüşümün toplumsal hayatımızdaki etkilerini hissetmeye başladığımız dönem “Nesnelerin İnterneti” kavramıyla 2000’li yılların başlarıdır diyebiliriz. Bu kavram ilk olarak 1991 de keşfedilmiş olsa da aktif kullanımları hayatımıza 2000’lerde girmeye başladı. (Dijital dönüşüm)

Fakat değişmeyen bir şey var ki, teknoloji ve inovasyon alanlarındaki çalışmalarımız eğer ekibimiz mutlu ve değerli hissetmiyorsa hiçbir işe yaramayacaktır. Pandemi öncesi birçok insan evden çalışma hayalini kuruyordu. Bazı şirketler son yıllarda evden çalışma esnekliğini kısmi olarak sağlasa da çoğu organizasyonun onaylamadığı bir çalışma şekliydi. Son 1 yıla baktığımızda ise neredeyse zorunlu hale gelen bu yöntemin getirdiği esnekliklerin yanında uygulama kısmında bazı işveren ve çalışanların yaşadığı zorluklar da yadsınamaz olduğu.

2020 Uzaktan Çalışma Raporuna göre, uzaktan çalışanların yüzde 20’si evden çalışma mücadelelerinin en büyüğünün yalnızlık olduğunu söylüyor.

Eskiden yüz yüze yapılan toplantılarda bir bakış, bir mimik, küçük bir tebessüm ile karşımızdaki kişiye minnettarlığımızı kolayca ifade edebilirdik. Şimdi ise mesaimizin çoğu birbirimizin yüzünü görmediğimiz karanlık ekranlara bakarak yaptığımız toplantılar ile geçiyor. Fiziksel ortamlarda ekiplerimiz ile iletişim kurmak, motive etmek, en basitinden teşekkür etmek oldukça kolay iken her şeyin sanal ortamlara taşınması ile liderlik vasıflarımızın da dijitalleşmesi gerekliliği doğdu.

Bunun üstesinden gelebilmek için -yeni bir liderlik vasfı olarak isimlendirdiğim- bir nevi “Dijital Liderlik İkizimizi” yaratmamız gerekiyor. Peki ama nasıl?

1.İnsiyatif Alanını Genişletin

Çalışma hayatımızda “Güven” diğer her şeyin temeli ve yeni normlarda önemi daha da arttı.  Öte yandan uzaktan çalışmaya hazır olmayan bazı yöneticiler için bu ortam daha denetleyici bir rol almalarına sebep oldu. Bu da maalesef ekiplerin performansında katkıdan ziyade sönümleyici bir etki yaratıyor.

Geçenlerde 9 yaşındaki oğluma nasıl e-posta yazılacağını öğrettim ve ihtiyacı olacağını düşünerek birkaç denemesi sırasında başında bekledim. İkinci denemesinden sonra “Anne lütfen başımda bekleme, ihtiyacım olursa sana gelirim, böyle tam olarak öğrenemiyorum” dedi. Halbuki ona tüm iyi niyetimle programı en iyi şekilde nasıl kullanacağını öğretme çabasındaydım.

Ancak özel hayatımızda olduğu gibi iş hayatımızda da aşırı kontrolcü yaklaşımımızla karşımızdaki kişinin inisiyatif alanını daraltıyoruz.

Bu yaklaşım çoğu zaman karşımızdaki kişiye “senin bunu başarabileceğinden emin değilim” mesajını veriyor.

Karşılıklı beklentileri netleştirmek güven inşasında her zaman önemli bir basamaktı ve bununla birlikte dijital şartlarda daha da önemli hale geldi.

Hangi işi NEDEN, ne kadar zamanda, nasıl bir sonuçla beklediğini/yaptığını bilen Lider/Çalışan, denetleyici/denetlenen rolünden, destekleyici/insiyatif alabilen rolüne kolaylıkla geçiyor. İşte bu da her zaman ihtiyaç duyduğumuz Güven kaynağını besliyor.

2.Ekipte Kazanımları Kutlayın

 Takdir edilmek hepimizin hoşuna gider. Basit bir minnettarlık gösterme eylemi iyimserliğimizi artırır, kariyer hedeflerimizi yükseltir, daha iyi karar vermeyi teşvik eder ve bizi genellikle daha sağlıklı ve mutlu kılar. Organizasyonlarımızda dijital bir takdir mekanizması yaratmak, kazanımları kutlamak etkili bir yoldur. Ekip arkadaşlarımız tarafından takdir edilmek yaptığımız işte NEDENimizle bağ kurmamıza fırsat verir ve bu sayede sürdürülebilir başarının en kıymetli anahtarı olan NEDEN imizi gerçekleştirmek için motivasyonumuz artar.

Bunun yanında daha da anlam kazandıran eylem ise kişiselleştirilmiş takdir mekanizmalarıdır. En basitinden, isme özel giden ve elde edilen başarının katma değerini açıkça ifade eden, kişinin niteliklerini işaretleyen bir ekip içi paylaşım yoğun bir mesai gününü daha anlamlı hale getirebilir.

3.Doğru Zamanda Kişiselleştirilmiş İletişim Yöntemini Seçin

 Araştırmalar gösteriyor ki özellikle pandeminin etkisi ile hayatımızda ciddi bir yer edinen sanal iletişim yöntemlerinden en etkin kullandığımız mecra “yazışma” olsa da sözlü iletişimin etkililiği bunun bir tık önüne geçiyor.

Kısa bir mesaj, ani bir güncelleme veya önemli bir ek gönderiyorsanız, e-postalar ve kısa mesajlar en iyi opsiyon olabilir fakat aktif iletişimden bahsediyorsak mümkünse görüntülü konuşmak yazılı iletişimden ziyade karşımızdaki kişiyle bağ kurmamızı arttırıyor.

Bu kapsamda “Kairos” önemli bir tekniktir. Antik Yunancadaki “kronos” kelimesinden türeyen ve doğru zaman, doğru an anlamına gelen Kairos tekniğine doğru yöntemi de eklersek etkili iletişime kucak açmış oluruz. Kairos tekniği aslında bir anlamda iletişimimizdeki uygunluğu, simetriyi ve dengeyi temsil eder.

Örneğin; Bir başarının hemen sonrasında, çalışanınıza yarattığı katma değeri ifade eden sözlerinizle doğru zamanda doğru sözcüklerle etkili bir bağ kurabilirsiniz.

Özet olarak, Dijital Dönüşüm yeni normların dönüştüreceği yaratıcılık, iş birliği ve ekip ruhu kavramlarını içine alacak yeni bir liderlik tanımını da beraberinde getiriyor.  

Peki ya siz “Dijital Liderlik İkizinizi” yaratmaya hazır mısınız?

 

 

Tuğçe Uçak

FranklinCovey Türkiye Sunumda Avantaj Uygulama Lideri