Touching fingers

Güvenin Hızı

franklincovey Blog Leave a Comment

“İş yerinde dönen, politik oyunları, artık kaldıramıyorum… Geçmişte gerçekten çok kırıldım, bir daha nasıl o kişiye güvenebilirim bilmiyorum… Şirketimizde, bürokrasi yüzünden, işimi yapamaz hale geldim… Çocuklarım büyüdükçe sözümü dinlemez oldular… Yaptığım bu büyük hatanın, bir “geri-al” tuşu olmalı… Patronum, sunduğum her teklifi, en ince ayrıntısına kadar kontrol ediyor, neden bana güvenmiyor..?” Bu cümleler size tanıdık geliyor mu?

Hayatımızdaki tüm ilişkilerde, ailelerde, takımlarda, kurumlarda ve ekonomilerde varlığı ortak olan; ortadan kalktığı zaman en güçlü şirketleri, en başarılı ekonomileri, en sağlam dostlukları ve aşkları ortadan kaldıran tek bir şey vardır: Güven. Günümüz dünyasında en çok göz ardı edilen, ama geliştirilir ve yükseltilirse eşsiz bir verimlilik ve zenginlik yaratacak olan tek şey de güvendir.

7 gün 24 saat bize etki eder. Her iş projesinin, her iletişimin ve her bir iş bağlantısının kalitesini etkiler. Hem özel, hem de iş hayatımızın gelecekteki her anının, gidişatını ve sonuçlarını değiştirir. Yaygın kanının aksine, soyut ve hayali bir nitelik değil, tam tersine düşündüğünüzden daha hızlı bir şekilde yaratabileceğiniz; pragmatik, elle tutulur ve somut bir değerdir. Yeni küresel ekonomide, liderlik yeteneğinin anahtar unsurudur. Günümüz dünyasında; güven oluşturma, geliştirme, gösterme ve geri kazanma konuları, insan kaynaklarının en çok odaklanması gereken konular arasında, ilk akla gelmesi gereken eğitim konularından biri olmalıdır. Çünkü bütün verilere de sahip olsanız, tüm desteği de arkanıza alsanız, iş hayatında geri kalan tüm yetkinlikler ile ilgili de eğitimler almış olsanız, güven yaratmak konusunda usta değilseniz, başarısızlık kaçınılmaz olacaktır.

Güven hava gibidir: Varlığını hissetmezsiniz, yokluğu ise öldürücü olabilir. Mahatma Gandi diyor ki: “Bir kişinin niyeti ile ilgili şüphe varsa, o kişinin yaptığı her şey lekeli ve şaibelidir”. Güven, inanmaktır, bir kişinin karakterinden ve yetkinliğinden doğan itimattır. Güven düzeyi yüksek bir ilişkinizi düşünün. Nasıl hissettiriyor size? Aranızdaki diyalog nasıl? Bir de güven düzeyi düşük bir ilişkinizi düşünün? Sürekli mayın tarlasında yürüyorsunuz hissiyatına kapılıyor musunuz? Her söylediğinizin yanlış anlaşılacağından korkuyor musunuz? İlişkide güven artarsa, hız artar, maliyetler düşer. Güven azalırsa, hız yavaşlar ve maliyetler artar.

Peki, “Hayatta babana bile güvenme” paradigmasının doğurduğu “güven vergisinden” kurtulup, bir güven uzmanı nasıl olabiliriz? Güvenin 5 dalgasına hakim olarak. Şimdi bu 5 dalgayı inceleyelim.

1. İnanılırlık

FranklinCovey Türkiye olarak sunduğumuz, “Güvenin Hızı” eğitimlerinde, “Güvenin 5 Dalgası” içeriğimizin temelini oluşturuyor. Suya atılan bir taşın yarattığı dalga etkisi benzetmesinden yola çıkılarak hazırlanılan bu modelin merkezinde “Kişisel İnanılırlık” vardır. Çünkü güven, bizimle başlar. Ben, başkalarının güven duyabileceği bir kişi miyim? İnanılırlık konusu ise, dört alt başlıkta (öz) incelenmektedir.

Bütünlük; dediğini yapmak, sözünde durmaktır. İçi dışı bir olmaktır. Niyet; sadece kendimizi değil, ilişki kurduğumuz, liderlik ettiğimiz ya da hizmet ettiğimiz kişilerin de çıkarını, samimi olarak, düşünüyorsak gelişir. Üçüncü öz, yeterlilik; yeteneklerimiz, tutumlarımız, becerilerimiz ve bilgimiz ile ilgilidir. Sonuçlar ise; deneyimlerimiz, performansımız ve doğru işlerin yapılmasını sağlamamız ile bağlantılıdır. İnanılırlığın oluşması için, bu dört özde başarılı olmak şarttır. Örneğin; sağlam karakterli ve iyi niyetli çok yakın bir öğretmen arkadaşınız var. Beyin ameliyatı yapması için o kişiye güvenir miydiniz? Tabi ki hayır, çünkü gereken eğitimi ve deneyimi olmadığı için ona itibar etmezsiniz.

2.  İlişkide Güven

Stephan Covey, “Davranışlarımız ile düştüğümüz durumlardan, sözlerinizle çıkamazsınız” diyor. Birisine onu sevdiğinizi söyleyebilirsiniz, ama davranışlarınız ile göstermediğinizde, sözleriniz anlamsız kalır. Yaptığınız bir müzakerede, kazan-kazana ulaşmayı istediğinizi söyleyebilirsiniz. Davranışlarınız bu durumu doğrulamıyorsa, sözleriniz yine anlamsız kalacaktır. Davranışlarımız ile düştüğümüz durumlardan, yine davranışlarımız ile çıkabiliriz. Çünkü güven, eylemle sağlanır. Peki hangi davranışlar ilişkilerimizde güven oluşturmamızı sağlar?

  • Açık Konuşmak
  • Saygı Göstermek
  • Saydamlık Yaratmak
  • Hataları Telafi Etmek
  • Sadakat Göstermek
  • Sonuç Üretmek
  • Daha İyisini Yapmak
  • Gerçeklikle Yüzleşmek
  • Beklentilere Açıklık Getirmek
  • Sorumluluk Göstermek
  • Önce Dinlemek
  • Sözünü Tutmak
  • Güven Göstermek

Önemli olan, sadece bu 13 davranışı göstermek değil, bu davranışlarda da tutarlı olmaktır. Herkesin, çevresindeki insanlarla “güven hesapları” vardır. Güven hesabını artırmak, ilişkinin kalitesini artırır. Güven hesabı da, bu 13 davranışı başarılı bir şekilde göstererek artırılır.

3. Kurumsal Güven

4 öze ve 13 davranışa hakim olduktan sonra sıra, kendimizin ve çalıştığımız kurumun etkisini azamiye çıkartmak için neler yapmamız gerektiğine gelir. Üçüncü dalgada karşımıza bir anahtar kelime çıkıyor; “uyum”. Bütün kurumlar, mevcut güven düzeyini yaratan bir düzene sahiplerdir. Kurumların güvenilirlik düzeyini sadece çalışanlar belirlemez; şirket içindeki sistemler, yapılar, süreçler ve kurallar da belirler. Lider olarak inanılırlığınız ve ilişkilerdeki güveniniz yüksek olabilir fakat kurumun içerisindeki sistemlere bu güvenilirliği yansıtmazsanız, ne yazık ki kurumsal güvenden bahsedemeyiz. Bu durumda oluşabilecek yedi tehlike de; gereksiz tekrarlar, bürokrasi, politik oyunlar, işten kopma, artan personel değişimi, çalkalanma ve sahtekarlık olacaktır.

4. Piyasa Güveni

Piyasa güveni, kurumsal itibar ile ilgilidir. O kurumun logosunu gördüğünüzde, içinizde oluşan güven duygusudur. Marka, her seviye için önem taşır. Piyasa güveni, “anlık” değişebilecek kadar narin bir konudur. Müşterileriniz, markanıza sadakat gösterdiklerinde, verdiğiniz mesajları dinlemeye daha yatkın olurlar. Sunduğunuz yeni ürünler ve hizmetler ile ilgili duyuruları, daha kolay kabul ederler. Yaşadıkları olumsuz deneyimleri, onlar adına olumluya çevirmeniz sizin için daha kolaydır.

5.  Toplumsal Güven

“Suyu en son balıklar keşfeder” sözünü hiç duydunuz mu? Balıklar için su, sadece sudur. Asla fark etmezler, ta ki su kirlenene veya yok olana kadar. Kaliteli suyun, yaşamları için şart olduğunu o zaman fark ederler. Çünkü su olmazsa, balıklar ölür. Biz de, insanlar olarak ne yazık ki güveni, en son keşfediyoruz. Aslında, toplumumuzun dokusunu oluşturan güven, bizim dayanak noktamızdır. Kirlenip yok olana kadar, hep var olacağını düşünürüz. Balıklar için su ne ise, bizim için de güven odur. Güven olmazsa, toplum işlevini yitirir ve neticede kendini yok eder. Güven düzeyi yüksek olan toplumlarda, her şeyden, herkes için daha fazlası vardır. Sahip olduğunuz seçenek ve fırsatlar oldukça fazladır. İlişkilerimizde daha az sürtüşmeler olur. Bu nedenle işlerimizi daha hızlı ve daha az maliyetler ile yaparız. Bu dalganın temel ilkesi “katkı”dır. Değeri yok etmek değil, yaratmaktır ve sadece almaktansa, karşılığını vermektir. Katkı, sağlıklı bir toplum için vaz geçilmezdir.

Kayhankucuk

 

 

Kayhan Yıldırım FranklinCovey Türkiye Güven Lideri 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Anti Spam: *