Bir önceki yazımızda kriz zamanlarında sergilenmesi gereken dört davranışı paylaşmıştık; gerçeklerle yüzleş, şeffaflık yarat, açık konuş, güven yay… Eğer bu davranışları kendi güvenilirliğimiz olmadan uygulamaya çalışırsak işe yaramazlar, hatta basit birer “taktik” gibi görünür ve ters tepebilirler. Güvenilirlik olmadan bu davranışlar bir işe yaramaz. Hatta sorunların büyümesine bile yol açabilirler. Oysa güvenilirliğe dayandıkları zaman, bu davranışlar güven hızına ivme kazandırır. Bir liderin önce karakteri ve yetkinlikleri ile güveni yaratması gerekir.

 

  • Karakter kişisel bütünlüğümüzü ve niyetimizi işaret eder. Kişisel bütünlük dürüstlükten ötedir; içimizle dışımızın uyumlu bir bütün olması demektir. Değerlerimizle eylemlerimizi dengede tutar. Niyet de amaçlarımız ve hedeflerimizdir. Niyetlerimiz açık olduğunda ve karşılıklı fayda hedeflendiğinde güven artar.
  • Yetkinlik becerilerimizden ve aldığımız sonuçlardan doğar. Yetkinliklerimiz güncel mi? Zamana uygunlar mı? İçinde bulunduğumuz salgın durumunda halk sağlığı konusunda uzman kişilerin desteğini almalıyız, çünkü çoğu liderin bu alanda bir uzmanlığı yoktur. Bilmediğimiz bir şeyi biliyormuş gibi davranamayız. Üzerine çalışmadığımız bir alanda uzman olamayız. Uzmanların desteğini almalıyız ki yetkinliğimizi koruyabilelim. Yetkinliğimiz ikinci olarak da aldığımız sonuçlardan yani performansımızdan gelir. Şimdiye kadar aldığımız sonuçlar insanlara güven veriyor mu, yapacağımızı söylediğimiz şeyleri yerine getirebiliyor muyuz? Başkalarında görmek istediğimiz özellikleri kendimiz taşıyor muyuz?

Yüksek güven davranışlarını uygulamaya koymadan önce her lider aynaya bakmalı ve güvenilirliğini sorgulamalı. Güven inşa etmeye niyetliysek; en travmatik anları güveni büyütmek için bir fırsat olarak bile kullanabiliriz. Kolay değil ama mümkün — kendi güvenilirliğimizle temellenmiş bir biçimde gerçeklerle yüzleşerek, şeffaflık yaratarak, açık konuşarak ve verimli biçimde akıllı bir güven yayarak bunu başarabiliriz.

Yüzleştiğimiz sorunu aşmak için yenilikçi ve yaratıcı olmalı, işbirliği yapmalıyız. Çevik, uyumlu, duyarlı ve yaratıcı olmalıyız. Bu zorlukların üstesinden gelebilir, hatta bu süreçten güçlenerek çıkabiliriz — ama ancak birbirimize güvenirsek…

 

Kaynak: Move With the Speed of Trust