28 Aralık 2018 Cuma akşamı kurumsal akademileri ve eğitim dünyamızın geleceğini kökünden değiştirecek büyük bir olay yaşandı. Birçoğumuz büyük bir heyecanla bu gelişmeyi kucaklarken, bazı meslektaşlarımın bunu kaçırdığına, bağlantı kuramadığına ve endişelerine şahit olduğum için bu derlemeyi sizlerle paylaşmaya karar verdim.

İsterseniz üçüncü dalga olarak bilinen online eğitimlerin bugünü ve yarını hakkında görüşlerimi paylaşmadan önce bugünlere nasıl geldiğimizi hızlıca özetleyeyim. İlk örnekleri neredeyse benimle yaşıt olan “gidişatı seçmeli” ya da diğer adıyla “kendi maceranı kendin seç / choose your own adventure” tarzı kitaplar elbette günümüz dijital dünyasında kendine bir karşılık bulacaktı.

80’ler ve 90’lar çocuklarının bu etkileşimli kitaplarının ilk dijital örneğine 2012 yılında Hyperpresence – Kuantum Sinema Deneyimi’nde rastladım. (!F İstanbul – Bağımsız Film Festivali, SALT Beyoğlu 2012 ve Dalgalar Sergisi 2015)

Hyper Presence Quantum Cinema hakkında detaylı bilgi almak için buraya tıklayınız…  

Pasif bir izleyici konumundan günümüz etkileşim araçları ile çalışanlarımızı eğitim katılımcılarına dönüştürmekten bahsediyorum. Katılımcının seçimler yapması ve bu seçimlerin sonuçlarını hemen görmesi etkileşimli eğitim videolarında çığır açan bir dönem. Daha önceleri sadece sınıf içinde ve online simülasyonlarda bu deneyimi yaşayabilen çalışanlar, artık istedikleri zaman kendi tempolarında bir öğrenme yolculuğuna kavuşuyor. Elbette yıllardır konuştuğumuz “oyunlaştırma” kavramı da bu aşamada devreye giriyor.  Ancak bunun günümüzde birçok meslektaşımın kolaya kaçarak ele aldığı gibi “rozet / puan toplamak”tan daha fazlası olduğunu anlamamız gerekiyor.

Yetişkin öğrenme tasarımları ve kurumsal gelişimde interaktif videoları kullanmaya Türkiye’de birkaç öncü şirket ile başlamıştık ki, Netflix 28 Aralık 2018 tarihinde yayınlanan Black Mirror dizisinin 5. sezonunda Bandersnatch bölümü ile bu interaktif araçların ilk versiyonlarını tüm dünyada 130 milyon kullanıcının erişimine sundu.

Artık herhangi bir mecradan izlediğiniz videoya kolayca müdahale edebilecek ve seçimlerinize göre filmin gidişatını değiştirebilecek, seçimlerinizin sonuçlarını görebileceksiniz. Bu deneyim bugün kısmen kitle iletişim araçlarına ulaştıysa ana akım medyaya da ulaşması pek uzun sürmeyecektir.

Bugünün online eğitimlerine üçüncü dalga dediğimize göre gelin önce birinci dalga online eğitimler ile başlayalım, daha sonra da gelecekte online eğitimlerde bizi nelerin beklediğine bir göz atalım.

Yaklaşık 20 yıldır, Türkiye’de kurumsal akademiler online eğitimlerden faydalanıyor. Pazarın %70’i bugün birinci dalga kabul edilen ve ne yazık ki işe yaramayan içerikleri, slaytları ve yöntemleri kapsıyor. Katılımcılar bir taraftan bilgisayar başında işlerini yaparken, yan tarafta açtıkları bir pencereden eğitimi izliyor, sadece “sonraki” tuşuna basarak hızlıca slaytları geçiyor. Altyapı ise sadece katılımcının eğitimi tamamlayıp tamamlamadığını görebiliyor. Akademiler eğitim atayıp, defalarca son tarihe kadar hatırlatma gönderiyor, katılımcılar ise son gün hızlı hızlı tüm eğitimleri tamamlıyor. Sonunda eğitim biriminin eline geçen tek veri, kullanıcı videoyu izledi / izlemedi bilgisi oluyor.

İkinci dalgada, TED ve motivasyon konuşmacıları ile birlikte videolar devreye girdi. Konuşan Kafa (sabit plan, tek konuşmacının yer aldığı videolar) tabir edilen tarzın yanısıra animasyonlar ile tanıştık. En ünlü parçalardan birine burada yer verip, Sör Ken Robinson’u analım.

Bu dönemde ayrıca mobil çözümler ile tanıştık, akıllı cihazlarımız ile eğitimlere erişebildik. Artık serviste, yolda, spor yaparken bile eğitimleri izleyebiliyorduk. Çoğu zaman sadece dinleyici olsak da bu dönemde eğitimlerin izlenme oranları 7 kat arttı.

Elbette kurumsal akademilerin takip çalışmaları, kitap önerileri ve özetleri, sorular ve ilgili dokümanlar paylaşmaları katılımı arttırsa da gerçek bir etkileşim söz konusu değildi.

Gelelim bu yazının asıl konusu olan üçüncü dalga online öğrenme deneyimlerine ve Netflix’in hepimiz için araladığı kapının ardında bizi nelerin beklediğine. Netflix 28 Aralık 2018 Cuma günü ilk interaktif tv dizisi deneyimini Black Mirror Bandersnatch bölümü ile izleyicilerine sundu. Bu aşamada izleyici rolü, katılımcı / etkileyici rolüne dönüştü. Toplam 312 dakikalık bir bölümden bahsediyoruz, bir trilyondan fazla alternatif var, evet yanlış okumadınız sayıyla 1.000.000.000 seçenek! Seçimlerinize göre dizi 40 – 90 dakika arası sürebilir ve 5 farklı finalde birine ulaşabilirsiniz. Elbette tüm seçimlerin sonuca bir etkisi bulunmuyor ancak kendinize has bir senaryo izleyebiliyorsunuz. Burayı tıklayarak #reddit tarafından hazırlanan akış şemasını inceleyebilirsiniz.

Açıkçası bu teknolojinin daha birkaç yıl toplumun geneline ulaşmayacağını düşünüyordum, yanılmışım. Sadece birkaç yıl önce müşterilerimizin talebi üzerine eğitim videolarına çoktan seçmeli şıklar belirlemiş ve her şık için farklı birer video hazırlamıştık. Özellikle perakende sektöründe satış personelinin yüksek devir oranları göz önünde bulundurulduğunda bu etkileşimli videoların ne kadar işe yaradığına ve sağladığı ekonomik faydalara şahit oldum.

Mağazada çekilen videolarda, satış danışmanı ve müşteri diyaloğu canlandırılıyor, satıcının vereceği cevaplar ve soracağı sorulara göre müşterinin satın alma kararı değişiyordu. Çalışanlar ise sadece videoyu izlemekle kalmayıp, videodaki satış personelini seçimleri ile yönlendirerek hangi davranışların müşteriyi satın alma kararını etkilediğini ya da hangi soruların işe yaramadığını öğreniyordu.

Geçen yıl daha iyi bir teknolojiye geçerek sadece videonun altında bir satır seçenekler sunmaktan daha fazlasını sağladık. Bu sayede izleyici video üzerinde herhangi bir alanı tıklayabiliyor, objeler ve kişiler ile etkileşime girebiliyor, sadece çoktan seçmeli değil, açık uçlu sorulara yanıt verebiliyor ya da boşluk doldurabiliyor. Çok yakın bir gelecekte Netflix’in bu özellikleri de ekleyeceğine artık eminim.

Gerçek zamanlı raporlama ile, tüm katılımcıların bireysel olarak seçimlerini ve yanıtlarını görerek, kurumsal gelişim haritası oluşturmak, gelişim ihtiyacı bulunan alanları belirlemek veya değerlendirme yapmak artık çok kolay.

Bu aşamada bugün bu altyapıya sahip kurumsal akademilerden birini ve başarısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yıl ATD BEST, Brandon Hall ve Stevie dahil olmak üzere 14 uluslararası ödülü ülkemize kazandıran Tofaş Akademi’nin başarısının arkasında Akademi Başkanı’nın vizyonunun yanı sıra, tüm akademi ekibinin emeği ve bahsettiğim teknolojinin eşsiz desteği bulunuyor.

 

İlgili AA haberine buradan ulaşabilirsiniz.

Akademi’nin sayfasına ulaşmak için buraya tıklayın.

 

 

İsterseniz yazıma burada son verebilirsiniz. Bugün bu teknoloji tüm kurumsal akademilerin elinin altında ya da hemen erişebilecekleri bir mesafede. Yarın için bir ipucu vereyim, online eğitimlerde pek yakında akıllı cihazların kameraları da eğitimlere dahil olacak ve katılımcı izlemediği zaman video duracak, bir kenarda pencereyi açıp ilgilenmemek pek yakında mümkün olmayacak. Bizler online eğitimlerdeki etkileşimi arttırarak katılımcının ilgisini yüksek tutmaya çalışırken, teknoloji hergün bize yeni fırsatlar sunmaya devam edecek.

Yarın bizi nelerin beklediğini ve bugün daha fazla neler yapabileceğimizi öğrenmek isterseniz, ilk fırsatta bu sohbete yüzyüze devam edelim. Sizin de görüşlerinizi merakla bekliyorum.

Yazıma devam etmek isterseniz, alternatif bir sonu da Netflix ve Black Mirror evrenine yakışan distopik birkaç düşüncem ile bitirmek isterim.

“Netflix az önce 130 milyon kullanıcısı gibi benim de Bandersnatch senaryosundaki tercihlerimi, kendi rızam ile topladı. Bir süre sonra yeni interaktif film ve diziler ile beslenme alışkanlıklarım ya da siyasi görüşüm hakkında da bilgi sahibi olacak.  

Bu yıl Nisan ayında Cambridge Analytica ve Facebook skandalı ile ortaya çıkan “30 – 40 tane beğeni tercihiniz ile sizin profilinizi çıkartabiliriz” iddiası bir sonraki aşamaya geçecek, Netflix sadece izleme alışkanlıklarımı değil, sunacağı diğer senaryolardaki tercihlerimi de toplayarak benim profilimi çıkaracak (ben ise saf saf dizi / film / belgesel seyrettiğimi düşüneceğim). Bu doğrultuda bana sunacağı yeni içerikler ile alışkanlıklarımı, davranışlarımı ve paradigmalarımı değiştirecek, bir sonraki aşamada siyasi görüşümü ve inançlarımı da manipüle edebilecek.

Haşlanmış kurbağaya dönüşmeden önce tencereden zıplamamız ve diğerlerinin de zıplamasını sağlamalıyız, yarın çok geç kalmış olabiliriz.”