Soruların Gücü

franklincovey Blog

En sevdiğiniz kıyafetiniz hangi renk?

Bu sorunun cevabını düşünürken bir sürü kıyafet içerisinden en sevdiğinizi seçmeye çalıştınız. Bir soru anlık olarak düşünme sürecinizi ele geçirdi ve tamamen kıyafetlerinizi düşünmeye odaklandınız. Bilinciniz otomatik bir şekilde sorunun cevabını düşündü siz sorunun cevabını özellikle düşünmediniz. Bir soru ile karşı karşıya kalan beyniniz otomatik şekilde cevabı bulmaya odaklandı. Beynimiz soruları yanıtsız bırakmak istemez ve en basit sorular bile etki yaratır, sorular doğru seçimler yapmamızı sağlar ve  geleceğimizi şekillendirir.

Araştırmalar bugün ortalama bir çalışanın iş hayatında gün içerisinde 300 civarında seçim yaparak karar aldığını gösteriyor. Bundan yaklaşık 10 yıl önce ise bu rakam 100 civarındaydı. Her geçen gün değişen dinamikler, sosyal medya ve odaklanma problemleriyle –aynı zamanda odaklanma beklentileriyle- beraber daha çok ve zor seçimler yapmak zorunda kalıyoruz. Yaratıcı bir şekilde kendimizi sorgulamaya ve kişisel liderliğimizi elimize almaya ihtiyacımız olmaktadır. Doğru seçimler yapabilmek kendimize doğru ve etkili sorular sormakla olmaktadır.

3-6 yaş arasında çocukları gözlemlediğinizde, ne kadar basit ama kuvvetli sorular sorduklarını fark etmek ne kadar kolaysa bunun doğal sebebini tespit edememek ise bir pradigmadır. Hayatı kendi deneyimlerimiz, yaşadıklarımız, tecrübelerimiz ve kendi bakış açımızla gördüğümüzde bir olay ve durum karşısında sormak ve kök sebebe ulaşmak yerine hızla eyleme geçiyoruz. Hem kendimize hem de iletişimde olduğumuz diğer kişilerle etkileşim sürecinde soruların gücünü kullanmalıyız. Örneğin;  gece saat 10:00 iki çocuğunuz var ve ikiside aynı anda gelip sizden portakal istiyor, buzdolabını açıyorsun ve sadece tek bir portakal kalmış. Ne yaparsınız? Cevabınız muhtemelen “İkiye böler paylaştırırım” olur ve bunu yaptınızı varsayalım. Bir çocuğunuz yarım portakalı soyuyor ve kabuğunu atıp içini yiyor, diğeri ise yarım portakalın kabuğunu rendeleyip içini atıyor ve rendelenmiş kabuklarla kek yapıyor. Yorum yapmak ve kendi deneyimlerimizden hareket etmek yerine (çünkü belki sen portakalın kabuğu ile kek yapmamış olabilirsin) olay ve durumları kendi perspektifimizden algılamak yerine SORMALIYIZ tam olarak neye ihtiyaç var. Benzer yaklaşımla kurumsal hayatta etkili soru sorma yetkinlikliğinin güven, hız, verimlilik ve yüksek performansa katkısı son yıllarda en bilinen bir gerçektir.

Şirketlerde liderlik pozisyonlarda bulunan kişiler üzerinde yapılan gelişim merkezi, değerlendirme merkezi uygulamaları ve yönetsel yetkinlik envanterlerinde (özellikle 360) en fazla gelişim alanı “Etkili Soru Sormak  olmaktadır. Etkili sorular sormanın çalışanların motivasyonuna ve gelişimine, etkili geribildirim ve performans görüşmelerine, koçluk yaklaşımıyla liderliğe ve sonuç olarak çalışanların kendi cevaplarını bulmalarına katkısı çok büyüktür. Soru sormak iş yerinde önemli bir yetkinlik ve özel hayatımızın doğal bir parçasıdır ve geleceğimizi şekillendiren önemli bir yetkinliktir.

Birine bir soru sorduğunuzda akıllarını yalnızca o soruyu dikkate almaya zorlarsınız. Araştırmalar sorularla insanların gelecekteki seçimlerini bile etkileyebileceğinizi ispatlamıştır. 40.000 katılımcı üzerinde yapılan bir araştırmada katılımcılara “6 ay içerisinde yeni bir araba alacak mısınız?” sorusu karşısında satın alma oranının %35 arttığı gözlemlenmiştir.  “Kan bağışı yapacak mısınız?” sorusu kan bağışlarını %9, “Oy kullanacak mısınız?” sorusu oy kullanma oranını %25 oranında artırmıştır. Benzer araştırmalar bilgisayar satışı, cep telefonu satışı, spor salonuna yazılma oranı ile ilgili konularda da yapılmış ve artışlar gözlenmiştir. Sadece bir şeyler yapmayı bile düşünmek, algılarınızı değiştirebilir ve hatta vücudunuzun kimyasını değiştirebilir. Mesela, limon suyu yudumlarken hayal edin. Tadı nasıl? Kısaca limon suyu hakkında düşünürken, ağzınızda oluşan hissi fark edin. Kontrolünüzün tamamen ötesinde bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Bilim insanları bir soru ile karşı karşıya kalan insanlar üzerinde fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRI) kullandıklarında, katılımcılardan görüşlerini açıklamalarını isteyen soruların ödül ve zevkle ilişkili beyin bölgeleri üzerindeki nöron hareketlerini arttırdığını buldular. Sunum izleyen kişiler üzerinde farklı araştırmalar yapılmıştır ve sonuçlar benzerlik göstermiştir. Genelde sunum yapan kişiler sunumlarına sorular eklemek yerine konuşma tuzağına düşerler ve etkilerini azaltırlar.

Günümüzde beyin bilimi üzerinde yapılan araştırmalar ve davranış iktisatçılarının analizlerine göre etkili soru sormanın insanlar arasındaki bağlantıları güçlendirdiği ve nüfuz etmek için etkili bir araç olduğu kanıtlamıştır. Yıllar yılı kemikleşen alışkanlıklarımızı değiştirmek, öğrenilmiş çaresizliklerimizle başa çıkmak, paradigmalarımızı fark etmek ve değiştirmek ve daha etkili bireyler olmak için soruların gücünü kullanmalıyız.

En son ne zaman kendinize sizi gerçekten zorlayacak bir soru sordunuz?

2018 yılına yeni girdiğimiz bu günlerde iş ve özel yaşantımızda soruların gücünü daha fazla kullanmak ve daha doğru seçimler yaparak etki alanımızı geliştirmeliyiz.

 

 

Alper ARIDURU – FranklinCovey Türkiye Liderlik Uygulama Lideri & Fasilitatör