Verimlilikte “Kısmetse Olur” Yaklaşımı

franklincovey Blog

Bir araştırma sonucuna göre haftada hangi günler nerede spor yapacağını planlayan kişilerde spor hedefine uyma oranı %32’den %91’e çıkıyor (Dr. Heidi Halvorson, kaydedilmiş Franklin Covey röportajı).

Olağanüstü Verimlilik için 5 Seçim eğitimlerinde eğitim için özel çekilen videolarını seyrettiğimiz, hedefe ulaşma ve başarı alanındaki önemli araştırmacılardan biri olan Dr. Heidi Halvorson şöyle diyor:

“Herhangi bir hedefe ulaşmak için kullanabileceğiniz en önemli stratejilerden biri planlamadır. İnsanlar doğru planlama yaptıklarında başarı oranları ortalama % 200-300 artıyor.”

Kendimiz için anlamlı ve zorlu hedefler koyma konusunda sıklıkla çekimser davranırız.  Fakat binden fazla çalışma şunu gösteriyor:  İnsanlar kendileri için net ve anlamlı hedefler koyduklarında, ”Elimden geleni yapacağım.” diyenlere göre hayatlarında daha başarılı ve mutlu oluyorlar.

Peki madem araştırmalar bunu söylüyor, eğitimlerimde katılımcılar NEDEN net hedef koymak konusunda çekimser davranıyorlar? Katılımcılardan aldığım yanıtlar, Joel Anderson’un National Initiative on Brain and Cognition ve Philips Research tarafından desteklenen araştırma sonuçlarıyla uyumlu:

Net olmak,

  1. Otonomiyi azaltıyor. Kendimizi hapsolmuş ve artık seçim yapamayacak gibi hissediyoruz.
  2. Yaptığımız planlarla sınırlı olacağımız için gelecekteki fırsatları kaçıracağımızdan korkuyoruz.
  3. Plana uygun gitmediğimizde kendimizi kandıramıyoruz.
  4. Çevremizde spontan değil, katı ve kuralları olan biri olarak anılıyoruz.

Peki teşhis buysa, REÇETE ne?

Olağanüstü Verimlilik için 5 Seçim eğitiminde öncelikli olarak paradigmalar (dünyaya baktığımız pencere) üzerinde çalışıyoruz. Mükemmelliyetçilik paradigmasına sahip kişiler yaptığı planın bire bir tutmasını bekler ve hiç esnemek istemez. Her eğitimde bir katılımcı şuna benzer bir soru sorar: “Diyelim ki plan yaptım. İş çıkışı spora gideceğim. O gün şehirdışından arkadaşım geldi ve arayıp görüşmek istedi. Ben ne yapacağım?” İşte üzerinde çalışılması gereken paradigma bu. Plan yapmanın otonomiyi azalttığı ve fırsat kaçırmamıza neden olacağı inancımızı sorgulamalıyız. Planı yapan bensem, gerekli gördüğümde esnetecek olan da benim, revize edecek olan da benim. Burada önemli olan gelen “fırsat” ile mevcut plan arasındaki seçimi iyi yapabilmek.

Buna rağmen net plan yapmaya direnç gösteriyorsak, hayatımızdaki öncelikli rolleri ve o rollere yüklediğimiz anlamı sorgulamalıyız. Yine eğitimde gelen yorumlardan bir örnek:

-Yüksek lisans tezini bir türlü yazamıyorum. Planlasam da olmuyor.

-Yüksek lisans öğrencisi olmak size ne ifade ediyor?

-Bilmem, öylesine başladım işte. İyi olur diye.

Buradaki direnç o rolün aslında öncelikli görülmemesiyle ilgili olabilir. O rol belki de hayatımızda hiç olmamalı. Olmadığında o rolün yapılacaklarına gösterilen direnç de olmayacak, boşa giden enerji de. Olağanüstü Verimlilik için 5 Seçim eğitiminde hayattaki  öncelikli rollerimizi seçiyoruz ve bize ne anlam ifade ettiklerini sorguluyoruz.

Ve son olarak Türk Dil Kurumu “plan” için şu tanımı yapıyor: Bir işin, bir eserin gerçekleştirilmesi için uyulması tasarlanan düzen. Düşünce, niyet, maksat, tasavvur

O zaman şunu unutmayalım ki planlar tutmayacak, onlar sadece niyet. Biz NET bir niyetle haftaya başlayacağız (ilk paragrafta yazdığım araştırma sonuçlarına bir daha bakın), ancak esneme kararının yine bize ait olduğunu unutmadan devam edeceğiz. O zaman kadere bırakıp hiç plan yapmamaktansa, “olduğu kadar, olmadığında revize eder” diyelim.

 

Sibel Demirel – FranklinCovey Türkiye Verimlilik Uygulama Lideri