Geçen hafta uzaktan eğitim yaptığımız bir ekipten iyi dileklerle ayrılırken, en çok neyi özlediniz sorusuna gelen cevaplar; ofise ve sahalara geri dönmek, ekiple birlikte hedeflere koşmak şeklinde olunca kendi kendime şöyle düşündüm; bu salgın hastalık döneminde hedeflerimize bağlılığımız acaba ne durumda? Normalleşme süreciyle birlikte ofislerimize ve normal hayatlarımıza geri döndüğümüzde nasıl hissedeceğiz? Bu süreçte hedeflerimize ne kadar sadık kaldık?

Peki neden kendimiz için koyduğumuz hedeflere bağlı kalamıyoruz?  Yapılan bir araştırma gösteriyor ki % 90’ımız yeni gelen yılla ilgili koyduğumuz hedeflerimizden daha yılın ilk ayı olan Ocak ayı bitmeden vazgeçiyoruz. Nedense motivasyonumuz kayboluyor. O hani her sabah spor yapma, kendimize gelişim için vakit ayırma, ertelediklerimizi gerçekleştirme ile ilgili yazıp çizdiğimiz, ajandalara süslü kalemlerle not ettiğimiz hedeflerin hepsi orada bir sonraki seneye devretmek üzere kalıyor. Elbette davranış ve alışkanlıklarımızı değiştirmek çok zor, bir yandan da hayat tüm zor sınavlarıyla bizi sıkıştırıyor, kabul…

Bu konularda çok çok iyi olan, kendi istedikleri sonuçlara tutarlı şekilde ulaşan kişiler de var. Bu kişiler neyi daha farklı yapıyorlar? sorusuna bakalım dilerseniz.

Aslında en başında hedeflerimizi koyarken kendimizle ilgili kısımda baltamızı ne kadar biliyoruz diye bakmakta fayda var; acaba kendimizi ne kadar iyi ele alıyoruz? Yeterince uyuyup dengeli beslenerek sağlığımızı koruyor muyuz? Hayatımızda önemli yeri olan ilişkilerimizde yeterince özenli davranıyor muyuz? Aslında basit bulup ertelediğimiz şeyler hedeflerimize ulaşamamakta önümüze aşılmaz engeller olarak çıkıyor olabilir.

Bir diğer konu da uzun vadeli plan yapmanın, aslında sonunu düşünerek işe başlamanın önemi… Gelecek planım ne? Hayatım bundan 5 yıl sonra nasıl görünüyor? Aslında bundan 5 yıl sonrasına giderken atabileceğimiz daha somut birkaç adım var;

Şu soruların cevabını her gün yazmayı deneyin;

1-Hayatım şu anda nasıl? Neye benziyor?

2- Ben nasıl olsun / neye benzesin istiyorum?

3- Bununla ilgili ne yapacağım?

Eğer bu soruların cevabını her gün 10 kez yazıya dökerseniz bu sizin hedeflerinize odaklanmanız için etkili bir adım attığınız anlamına gelir.

Tabii ki iç sesimiz bir yandan bize şunu der; “Neden hedef koyalım ki, her gün elimden gelenin en iyisini yapmak yeterli olmaz mı?” Elbette bu da bir seçim olabilir; o zaman hayatımız esen rüzgarda savrulan bir yaprak gibi başımıza gelenlerle baş etmeye çalıştığımız bir sahne haline gelir. Eğer hayatımızın senaryosunu yazıp istediğimiz şeyleri yaşayıp istediğimiz sonuçlara ulaşmak istiyorsak hedef koymanın önemini benimsememiz vazgeçilmezdir.

Koyduğumuz hedefin yapılandırılmış olması da ayrıca önemlidir. Birincil amaç hedefinizin başkalarına etkileyici ve anlamlı gelmesinin dışında sizi motive eden bir anlam taşımasıdır. Bunun için de aşağıdaki formül işinize yarayabilir;

Şu rolümde       Şunları yaparak      Şuna ulaşacağım

Rol Adı               Etkinlikler                 Sonuçlar

Buna bir de zaman metriği ekleyerek aslında mükemmel bir süreç oluşturmak için adım atmış olursunuz. Metrikler önemlidir. Çok soyut gibi görünen pek çok hedefin de aslında kolayca belirlenebilecek metrikleri oluşturulabilir. Örneğin anne rolümde fazla didaktik olduğumun farkına vardığım bir dönem kendime “Daha eğlenceli bir anne olacağım” diye koyduğum hedef için belirlediğim metrikler arasında; her hafta çocukların tercih ettiği en az bir aktiviteyi düzenli yapmak, yine ayda bir onların hiç beklemediği bir dönemde onları şaşırtacak ve eğlendirecek bir aktivite planlamak vardı. Tüm bunları spesifik hale getirmek ulaşılabilirliğini çok daha kolay şekle dönüştürür.

Bir de rolünüzü tekrar gözden geçirip bir sıfat ekleyerek yeniden adlandırmakta hedefe ulaşmakla ilgili enerjinizi korumanızın harika bir yolu olabilir. Verdiğim örnekteki anne rolünü “eğlenceli anne” rolüne dönüştürmek gibi. Buradaki önemli nokta sizde anlamlı olan ya da daha güçlü bir amaç duygusu uyandıran bir sözcük, hatta bir kısaltma kullanmanın sizde o hedefe ulaşmakla ilgili bir motivasyon yaratmasıdır.

Aslında hedeflerimizi gerçekten ulaşılabilir kılan şeyi o hedefe olan bağlılığımızın, motivasyonumuzun ve heyecanımızın var olması ve bunu sürekli kılmak, bununla birlikte odaklanma konusunda uygulayabileceğimiz somut yöntemleri öğrenmek şeklinde özetleyebiliriz.

Diyelim ki tüm bunları planladık ve yola çıktık, yine de bazen dürüst bir öz değerlendirme yaptığımızda hayatımız konusunda kendimizi kötü hissettiğimiz zamanlar olabilir. Bunun süregelen bir seyahat olduğunu unutmayarak lütfen kendinize karşı merhametli olun. Bir gün hedefinizle ilgili bir şey yapmamanız hedefinizden çok uzaklaştığınız anlamına gelmez, ertesi gün bıraktığınız yerden devam etmek hep mümkün… Her yeni gün güneş yeniden doğar 🙂

 

 

Serpil Çoker

FranklinCovey Türkiye Müşteri Bağlılığı Yönetimi Uygulama Lideri