BEN BİTMEMİŞ BİR İNSANIM!

18/02/2026

Neden aynı hataları tekrar tekrar yapıyoruz?

Şu cümleler tanıdık mı?

“Bir daha asla böyle bir ilişkiye girmeyeceğim.”
“Bana da hep bu tarz insanlar denk geliyor.”
“Artık bu kadar fazla tepki vermeyeceğim.”

Sonra ne oluyor? Aynı ilişki, aynı seçimler, aynı tepki.

Ben neden değişemiyorum?” Bu soru aslında ahlaki değil, Nörolojik.

Çünkü insan davranışı düşündüğümüz kadar özgür değil. Büyük kısmı… alışkanlık.

Beynimiz yeni şeyleri sevmez, enerji harcar çünkü. Yeni karar demek yeni sinir yolu , yeni davranış demek yeni bağlantı ve bu zahmetli bir iş.

O yüzden beyin diyor ki: “Daha önce ne yaptıysak onu yapalım.” Buna nörobilimde sinirsel ekonomi diyebiliriz. Beynin otomatikleşmiş yolları tercih etmesi.

Tıpkı evden işe giderken hep aynı yolu kullanmak gibi. (Gerçi bu İstanbul için pek geçerli bir örnek olmadı 🙂 )


Daha kısa değil belki ama tanıdık. Ve beyin için tanıdık olan güvenli olan, mutlu olmasa bile.

Buradaki kabul etmesi zor gerçek, bazı hatalar da bize tanıdık geliyor. Tanıdık olan şey her zaman iyi değildir. Ama beynimiz için iyi ile güvenli aynı şey.

Örneğin: Çocukluğunda eleştirilen biri, yetişkinlikte de eleştirel insanlara çekilebiliyor.

Veya sevildiğini sadece başardığında hisseden bir çocuk, büyüdüğünde dinlenmeyi değil, sürekli kanıtlamayı öğreniyor.

Neden? Çünkü o atmosfer tanıdık, güvenli.
Beyin diyor ki: “Ben bunu biliyorum, hayatta kalırım.” Yani mutluluk değil öncelik, tahmin edilebilirlik.

Bu yüzden bazen en çok zarar gördüğümüz kalıplara geri dönüyoruz.
Mantığımız bağırıyor; “Gitme” diye ama bir yandan sinir sistemi; “Burası tanıdık gel.” diyor ve çoğu zaman sistem kazanıyor. Sanıyoruz ki duygularımıza yenik düştük. Halbuki geçmişteki veri ağı bize yeni kararlarımız için referans oldu.

Peki! Zeki Müren de bizi görecek mi ? 🙂

Hani orman yolları vardır ya, çalı çırpılarla kapanmıştır. Sonra düzenli olarak aynı ormana aynı yollardan geçerek yürüyüş yapmaya gidersin. Ve ne kadar geçtiysen o yoldan o kadar belirginleşir yol. İşte beynimiz de aynen böyle tekrarla inşa ediliyor yani her tekrar, bir yolu belirginleştiriyor.

Bir davranışı ne kadar tekrar edersek, beyin onu o kadar “varsayılan ayar” yapıyor.

Bu yüzden bazı insanlar “Ben böyleyim” der ama aslında o bir karakter meselesi değildir, iyi çalışılmış bir sinir yolu diyebiliriz. Ve sinir yolları pek tabi ki sabit değil…

Ama… Değişim farkındalık ister.

Bizler genelde; “Anladım! artık değişeceğim” sanıyoruz. Ama maalesef anlamak yeterli değil zira beyin konferansla değişmiyor.

Bir davranışı bırakmak için sadece “yapmayacağım” demek yetmez. Yerine başka bir yol inşa etmek gerekir. Çünkü beyin boşluğu hiç sevmez ve eski yol kapanırsa yenisini ister.

Örneğin: Stresli olduğunda bağırıyorsan, bağırmayı bırakmak yetmez. Beynine stres anında başka bir çıkış öğretmen gerekir: Yürümek, yazmak, susmak, nefes almak…gibi.

Yeni davranış = yeni sinir yolu. Ve bu yol ilk başta çamurlu olur. Kayarsın, başarısız olursun eski yola dönersin…

Genelde bu tarz zorluklar yaşadığımızda yani aynı hatayı tekrar yaptığımızda çoğumuz; “Ben iradesizim.”, “Ben değişemem.”, “Ben zaten böyleyim.” gibi kabullere gideriz. Halbuki kendimize kızmamız nörolojik bir hata. Çünkü beyin kimlik cümlelerine inanır.

“Ben böyleyim” dediğinde sinir sistemi şunu duyar: “Bu varsayılan ayar, aynen devam et.” Ve direnç artar. Oysa gerçek şu: Sen iradesiz değilsin, sadece beynin otomatik. Ve otomatik sistemler suçlanarak değil, eğitilerek değişir.

Hata tekrarı bitmemiş bir insan olmamızın bir parçası. Çünkü beyin mükemmel olmak için evrimleşmedi. Hayatta kalmak için evrimleşti. Yani tekrar eden hatalar, bozukluk değil, verimlilik, öğrenme stratejisi.

Ama insan olmanın da şöyle bir güzelliği var tabi; fark edebilme kapasitemiz. Yani bir davranışı dışarıdan izleyebiliyoruz. Buna nörobilimde metabiliş deniyormuş. Biz de buna “değişimin başladığı yer” diyelim.

Buradaki asıl soru “Neden aynı hatayı yapıyorum?” değil; “Bu hatayı yaparken ne arıyorum?”. Çünkü her tekrar eden davranışın bir ihtiyacı var: Güvenlik, onay, rahatlama, kaçış, aidiyet, kontrol… Bir nevi “kök neden analizi” diyebiliriz.

Davranış yanlış olabilir. Ama ihtiyacın kendisi yanlış değildir. Değişim, davranışı bastırmak değil, ihtiyacı daha sağlıklı bir yoldan karşılamakla ilgili.

İnsan değişir. Ama doğrusal değil, iki adım ileri, bir adım geri. Bazen yerinde sayarsın,
bazen sıçrarsın. Önce seçimlerinle başlar sonra reflekse dönüşür. Ve bu… Bitmemiş insan olmanın ta kendisi.

İşin özü; “Bitmemiş olmak bir kusur değil; değişme ihtimali taşıyan tek halimiz.”